
Bazı insanlar var; hayatlarında gerçekten bir şey üretmekten çok, başkalarının hayatına dahil olarak var oluyorlar. Kendi alanlarını büyütmek yerine, başkalarının alanına girerek kendilerine yer açmaya çalışıyorlar. Ve bunu öyle normalleştirmişler ki, nerede durmaları gerektiğini düşünmüyorlar bile.
Haddini bilmemek bazen masum bir bilgisizlik gibi anlatılıyor ama çoğu zaman öyle değil. Bu daha çok bir tercih. Çünkü herkes bir noktada karşısındakinin alanına girdiğini hisseder. Ama bazıları o hissi görmezden gelmeyi seçer.
Sormadığın fikirleri söyleyen, hayatına yön vermeye çalışan, seni senden iyi bildiğini düşünen insanlar… Bunlar sadece “çok konuşan” insanlar değil. Bunlar, varlığını başka insanların sınırlarını esneterek sürdüren insanlar.
Ve garip olan şu: Genelde kendi hayatlarında bir merkezleri yok. O yüzden başkalarının hayatında merkez olmaya çalışıyorlar. Bir yerde bir karar alınacaksa orada olmak istiyorlar, bir şey konuşulacaksa dahil olmak istiyorlar. Çünkü dışarıda kalmak, kendi boşluklarıyla baş başa kalmak demek.
Bu yüzden bazı insanlar gerçekten çözüm üretmez, sadece karmaşa üretir. Netlik getirmez, aksine bulandırır. Ve bunu yaparken de çoğu zaman “iyi niyet” maskesinin arkasına saklanır.
Ben artık şuna daha net inanıyorum: Herkesin hayatında bir rolü yok. Herkesin fikrine de ihtiyaç yok.
Eskiden daha çok tolere ediyordum. “Böyledir” diyordum, “idare edilir” diyordum. Ama aslında idare ettikçe alan açıyorsun. Alan açtıkça da o insanlar daha fazla yer kaplıyor.
Şimdi daha netim. Daha mesafeliyim. Çünkü bazı insanlar gerçekten uzak kaldığında daha az zarar veriyor.
Ve galiba asıl mesele şu:
Herkesi olduğu gibi kabul etmek değil,
kimin hayatında ne kadar yeri olduğunu doğru belirlemek.
Çünkü herkes yakın olmayı hak etmiyor.
Herkes söz söylemeyi de.
Bazen hiçbir şey anlatmamak, hiçbir açıklama yapmamak, sadece geri çekilmek gerekiyor. Kendi alanında kalmak, kendi çizgini korumak ve o çizgiyi geçmeye çalışanları artık durdurmak.
Tam da o noktada hayat, şekersiz Türk kahvesi tadında oluyor.
Net.
Sert.
Olduğu gibi.
“Söz söylemek irfan ister; susmak ise daha büyük bir irfan.”
— Mevlana
Yorum bırakın