“Herkese Yetecek Kadar İnsan Kalmadı İçimde”

Bazı dönemler insanın canı hiçbir şey yapmak istemiyor. Yanlış anlaşılmasın, hayattan falan vazgeçmek değil bu. Sadece biraz sessizlik istiyor insan. Kimsenin bir şey anlatmadığı, bir şey beklemediği, bir şey sormadığı bir sessizlik.

Hatta mümkünse kimsenin “Bir şeyin mi var?” diye o sessizliği de bölmediği.

Çünkü bazen bir şey yoktur gerçekten. Ya da o kadar çok şey vardır ki hangisinden başlanacağını insan da bilmiyordur.

Bir süredir kalabalıklar eskisi kadar iyi gelmiyor mesela. Herkes konuşuyor, herkes bir şeyler anlatıyor, herkesin bir beklentisi var. Bir de bütün bunların arasında gülümsemek, anlayış göstermek, yanlış anlaşılmamak gibi küçük çaplı diplomatik sorumluluklarımız var tabii.

İnsan ilişkileri de epey mesai istiyor, ne yalan söyleyelim.

Üstelik bazen ne kadar özen gösterilirse gösterilsin, bir şeyler yine eksik kalıyor. Yapılanlar unutuluyor, yapılmayanlar hatırlanıyor. Söylenen güzel sözler uçup gidiyor, yanlış anlaşılan tek bir cümle yıllarca yerini koruyor.

Hafızanın da kendine göre bir adalet anlayışı var demek ki.

Bütün bunların sonunda insan biraz kendi köşesini özlüyor.

Kimseye bir şey açıklamak zorunda olmadığı, bir beklentiyi karşılamadığı, kimsenin yüzündeki ifadeyi çözmeye çalışmadığı o küçük, sakin köşeyi.

Yalnızlık eskiden biraz hüzünlü gelirdi belki. Şimdilerdeyse iyi demlenmiş bir kahve, sevilen bir şarkı ve kimsenin bölmediği birkaç saat oldukça cazip bir teklif gibi duruyor.

Hem her sessizlik bir küslük değil ki.
Her uzaklaşma da birine verilmiş ceza değil.
Bazen insan sadece kendine ayırdığı yeri geri istiyor.
Çünkü kalabalığın içinde kaybolmak için illa çok insanın arasında olmak gerekmiyor. Bazen birkaç beklenti, biraz hayal kırıklığı ve söylenmeyen birkaç cümle yetiyor.

Sonra bir bakıyorsun, eskiden anlatmak için sabırsızlandığın şeyleri artık kendine saklıyorsun. Her güzel haberi paylaşmak istemiyorsun. Her kırgınlığı açıklamıyorsun. Her sessizliğin yanlış anlaşılmasını da düzeltmeye çalışmıyorsun.

Biraz da herkes kendi anladığıyla kalsın diyorsun.
Ne bileyim.
Belki de insanın kendine yapabileceği en güzel iyiliklerden biri, her yere yetişmekten vazgeçip biraz kendi yanında oturmasıdır.

Çünkü bazen yalnız kalmak, kimsesiz kalmak değildir.

Sadece kendine nihayet yer bulmaktır.

“Vefa, birinin yanında kalmak değil; yokluğunda da hakkını teslim edebilmektir.”
— Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî

Yorum bırakın